15
May

Metagames’ten Yerli 3D iOS Oyunu: Bhalamir

Çıktığını öğrenir öğrenmez geçtiğimiz hafta sonu indirdiğim ancak doğru düzgün oynamadan yorum yazmak istemediğim Bhalamir‘le ilgili nihayet birkaç cümle yazmaya vakit buldum. İndirirken epey heyecanlandığımı da eklemek isterim, neticede bu topraklardan her gün kalburüstü bir mobil oyun çıkmıyor.

iOS için hazırlanan Bhalamir’e ısınmam oldukça çabuk oldu. iPad’de oynadığım onlarca oyundan sonra artık anladım ki mobil oyunların bir an önce sizi hikayenin içine çekmesi gerekiyor. Bunun için de reklam ve uzun yükleme sürelerinden kaçmak ve iyi bir hikaye anlatımı elzem. Bhalamir’de ne reklam var, ne uzun yükleme süresi ne de sakız gibi uzatılan bir hikaye girişi. Her şey çok hızlı bir şekilde gelişti ve kendimi bir anda oyunun içinde buldum. Bu açıdan oldukça tatmin ediciydi.

5
May

Facebook Duyguları mı Ölçmeye Çalışıyor?

Günümüzün en sağlam teknoloji ve internet bloggerlarından, Google+ fedaisi Robert Scoble‘ın Facebook’ta paylaştığı görsel çok yakında halka arzı yapılacak olan sosyal ağın bizi nasıl bir geleceğe hazırladığının ön izlemesi gibi duruyor.

Scoble’ın paylaştığı hikayeye göre Max Woolf‘un Facebook sayfasındaki bir durum güncellemesine uzunca bir yorum yazmış olan Scoble, yazıyı gönderdiği anda Facebook’un yukarıda görebileceğiniz uyarısı ile karşılaşıyor.

“İlgisiz ya da yakışıksız olduğundan dolayı yorumunuz yayınlanamıyor. Engellenmemesini istiyorsanız yaptığınız yorumların pozitif bir içeriğe sahip olduğundan emin olun.”

Daha önce böyle bir şeyle kimsenin karşılaşıp karşılaşmadığını soran Scoble’a göre Facebook’un bu uyarısı epey korkutucu.

Aslında Robert Scoble gibi popüler bir figürün sosyal ağlarda küfür kullanarak yorum yapmayacağını, yani bu engellemenin küfürden dolayı olmadığını bilenler için Facebook’un bu uyarısı daha da ilginç şekil alıyor.

10
Nis

Instagram Satın Alımına Türkiye’den Tepkiler

Facebook’un dün Instagram’ı 1 milyar dolara satın aldığı haberi yurtta ve dünyada büyük yankı yarattı: 1 milyar dolara aslında ne alındı? Değer miydi? 1 milyar dolara kaç ekmek alınır? Zuck korktu mu, korkunun esiri mi oldu?

Aslında Zuck’ın malı hepimizin çenesini yordu da diyebiliriz.

Peki bu çılgın satın alıma Türkiye’den nasıl tepkiler oldu? Türkiye’deki orijinal içeriğin kıtlığını düşününce böyle bir anda çıkan orijinal yazıları kimse kaçırmasın istedim ve dün gece sularında kendi yazdığım yorumu da da ekleyerek Tknlj, Webrazzi ve sosyalmedya.co’daki yayınlanan yazıları aşağıya sıraladım. Maksat meraklı okuyucu tek elden ulaşsın.

Ne Korkusu Facebook’a Instagram’ı Satın Aldırdı? – Batuhan Apaydın

“1 milyar dolar gibi bir para 1,5 yıllık ve henüz gelir modeli olmayan (daha doğrusu olası gelir modeli test edilmemiş) bir mobil uygulamayı satın almak için ancak ve ancak korkuyla havaya saçılır. Argümanın altını doldurmak için istediğimiz kadar yetenek satın alımı (talent acquisition) ya da halka arzı düşünmek diyelim. Zuckerberg aslında olası bir rekabeti bitirdi.”

10
Nis

Ne Korkusu Facebook’a Instagram’ı Satın Aldırdı?

Yatırımcılar tarafından birkaç gün önceki son turda 50 milyon dolar yatırılarak 500 milyon dolarlık (şişirilmiş) değerlemeye varan ve geçtiğimiz hafta bir günde 1 milyon Android kullanıcısına ulaşan “mobil fotoğraf uygulaması” Instagram, popüler “sosyal ağ” Facebook tarafından tam da halka arzı öncesinde 1 milyar dolara satın alındı.

Yukarıdaki cümleyi iyice özümseyin çünkü aslında bütün konunun özeti bu.

Facebook bir sosyal ağ. Instagram ise ortaya çıkalı henüz 1,5 yıl olmuş bir mobil uygulama. Hatta daha düne kadar yalnızca iOS için çalışan bir mobil uygulama. Fotoğraf uygulaması yahu. Birkaç boktan filtre, yormayan arayüz ve yalnızca fotoğraf yayınlanıyor oluşunun niş motivasyonu ile kullanıcıları çeken bir mobil fotoğraf uygulaması.

Bu sizin de aynısını (“mobil uygulama yapayım da milyarder olayım”) yapabileceğiniz anlamına gelmiyor çünkü bu satın alımın dinamikleri epey farklı ve aslında biraz da bugünün teknokapitalizm zamanıyla alakalı.

9
Nis

Mini iPad Dedikodusu

[9 Nisan 2012'de GQ Türkiye'de yayınlandı]
Öncekiler gibi 9.7″ boyutunda olan yeni iPad bile henüz resmi yollardan Türkiye’ye gelmemişken, “7.85′lik mini iPad üretilir mi üretilmez mi” tartışmasının yapılıyor olması aslında Apple’ın en büyük pazarlama numarası.

Hatta yeni iPhone için de dedikodular gelmeye başladı ama bu çılgınlık sırasında unutanlar için hatırlatalım: Son iPhone modeli olan 4S çıkalı henüz altı ay oldu.

Benim de şu anda zevkle katkıda bulunduğum bu pazarlama becerisi hem Apple’ın zeki PR yönlendirmeleri ile hem de Apple fanatiklerinin kendiliğinden gelişen katkısı ile oluyor. Sonuç olarak yıl boyunca Apple’ın yeni ürün dedikodularını ve yeni ürün lansmanlarını konuşmadan edemiyoruz.

Şimdi de Apple’ın hem ürün çeşitliliğini arttırmak hem de alt segmente penetre etmek için 7.85″ boyutunda bir mini iPad tasarladığı konuşuluyor.

Dedikodular eğer doğruysa ve Apple gerçekten bu sene içerisinde mini bir iPad çıkartacaksa düşünülmesi gereken iki nokta var: Fiziki kullanılabilirlik ve varolan iOS uygulamalarının adaptasyonu.

5
Nis

Sosyal Medya Uzmanları ve Süper Kahramanların Ortak Özellikleri

Kısa süre içerisinde ortaya çıkan binlerce sosyal medya uzmanının varlığını ve çoğunluğun yetersizliğinden dolayı nitelikli olanların kuruyla beraber yanışını geçtim…

Kısa süre içerisinde o kadar çok “sosyal medya uzmanı nasıl olunur” yazısı yayınlandı ki bu konuda gerçekten söyleyeceği bir şeyler olanlar, klişelere düşmemek adına kenara çekildiler ve sahneyi sıradanlığa bıraktılar.

Google’da aradığınızda birbirine benzeyen onlarca sosyal medya uzmanı tanımı ile yetenek seti listesi bulunuyor ve bu yol haritalarının farklı olma arzuları olmadığı için (bkz: sıradan rehber yazarak uzman olmak) maalesef birçoğu “sosyal medya uzmanı şöyle olmalı, böyle yapmalı” sığlığını ve sıkıcılığını aşamıyor.

Oysa tanımlamaya ve çerçevesini çizmeye çalıştığımız “sosyal medya uzmanlığı” gibi yeni konseptler, aslında diğer her şey gibi, referanslara ihtiyaç duyarlar. Referanslar, benzetmeler ve tasvirler beraberinde pozitif şablonları getirirler ve bilinmeyeni tanımlamayı kolaylaştırırlar.

4
Nis

Arda Turan Lidyana’da, Seda Sayan Nerede?

1 ay içinde önce Britney Spears’in Path’e, ardından da U2′den Bono ve The Edge‘in Dropbox’a yaptığı yatırım haberlerini okuyunca bu yazıyı yazmak farz oldu.

2011′in sonunda duymuştuk, Atletico Madrid’in yıldızlarından olan ve İspanya’da yaşayan Arda Turan Türkiye’deki bir e-ticaret girişimine yatırımda bulunmuştu.

Webrazzi’nin haberine göre Arda Turan takı ve aksesuar alışverişi yapılan Lidyana.com‘a yaklaşık 200 bin TL’lik yatırım yaptı ve yüzde 10,60′luk hisseye sahip oldu. Yatırımcılar arasında Sina Afra, Ahmet Sarı, Tolga Tatari, Nevzat Aydın gibi popüler isimler ile beraber iki yatırım firmasından (Raiffeisen Investment ve Raymond James Securities) üst düzey isimler yer alıyor.

Ne var ki Arda Turan’ın bu yatırımı yalnızca yükselişi kuvvetle muhtemel bir e-ticaret girişimine para yatırmak değildi. Arda Turan bu hareketiyle yeni bir çevreye de giriş yapmış oldu ve yalnızca bu sayede ileride başka girişimlerde de onun ismini duyuyor olacağız. Bizim ülkemizde futbolcular emeklilikleri ile beraber ya kebapçı/emlakçı dükkanı açarlar ya da TV’de, gazetede yorumcu olurlar. Bu açıdan bakıldığında Arda Turan’ın ve ona akıl verenlerin şimdiki zamanı ne kadar iyi gözlemlediği daha rahat anlaşılabilir.

4
Nis

Şehrin Nabzını Tutan Mobil Uygulama: Barometre

Konum tabanlı mobil uygulamaların epey popüler olduğu şu zamanlarda kullanıcılardan ilgi görmek için öncelikle farklı olmak gerekiyor. Bununla beraber ihtiyaç gidermek ve eğer mümkünse bu sırada kullanıcıyı eğlendirmek.

Şehrini nabzını tutmayı amaçlayan Barometre de hem ihtiyaç gideren hem de içindeki Foursquare benzeri gamification mekaniği ile eğlendiren orijinal bir iOS uygulaması.

Barometre temel olarak içinde bulunduğunuz eğlence mekanını müzik, ortam ve doluluk kategorilerinde oylamanıza yarıyor. Diğer kullanıcıların da kullanımıyla beraber ise hangi mekanın o anda size göre olduğunu görebiliyorsunuz. Bilet kesme olarak adlandırılan bu oy verme işini ne kadar çok yaparsanız o kadar müdavim olabiliyor ve altın anahtar toplayabiliyorsunuz.

Ayrıca Barometre’yi Facebook ve Twitter hesaplarınıza da bağlayabilirsiniz. Böylece Barometre’yi daha fazla arkadaşınız da kullanır ve sizi diğer eğlence mekanlarından haberdar edebilir.

31
Mar

AVM Fırsatları için Mobil Uygulama: AVM Fırsatlarım

Onlarca fırsat sitesi arasında başımızın döndüğü bugünlerde işimizi kolaylaştıracak konum tabanlı mobil uygulamalara ihtiyacımız var.

Fırsatseverlerin bu sıkıntıyı yaşadığının farkında olan Bilkentli genç ve başarılı girişimciler Aydin Karakaş ve Ramazan Yümer’ın şirketi Nauva ile Aykut Karaalioğlu bir araya gelip AVM Fırsatlarım isimli bir iOS uygulaması ile fırsatları bir araya toplamışlar.

Yazının sonundaki tanıtım videosu ile hakkında detaylı bilgi edinebileceğiniz AVM Fırsatlarım’ın öncelikle temiz arayüzü ile dikkat çektiğini söylemem lazım. İyi fikre ve hatta yazılıma sahip birçok uygulama, arayüzleri oturmamış olduğundan ya da kullanışlı olmamasından dolayı kullanıcıların gönlüne hitap edemiyor. AVM Fırsatlarım’ın böyle bir sıkıntısı ise yok.

Yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir değil, sayıları 20′yi geçen birçok şehirden aktif olan fırsatları çeken ve indirim yüzdesi, fırsat tipi ve AVM ya da mağazaya göre filtreleme yapabildiğiniz uygulamayı indirmek ve kullanmak ücretsiz.

30
Mar

Rus Arama Motoru Yandex, Türkiye’de Ne Yapar?

“Yandex, Google’ı geçer mi?”

Yanlış soru.

“Yandex, Türk kullanıcıların ilgisini çekebilir ve Google’ın ensesine soluyabilir mi?”

Doğru soru.

Yet Another Indexer’ın (ing. bir başka indeksleyen) kısaltılmışı olan Yandex 1997 yılında özellikle Rusçaya özel yaptığı indeksleme ile Rusya pazarında kendine yer açtı. Şimdilerde yüzde 64’ün üzerindeki pazar payı ile Google’ın epey önünde yer alıyor. Bu da onu Güney Kore’nin Naver’i, Çek Cumhuriyeti’nin Seznam’ı ve Çin’in Baidu’su gibi Google’ın yenik düştüğü yerel oyuncuların arasına sokuyor. 2005’ten itibaren Rusya dışına açılmaya başlayan Yandex, bugüne kadar Beyaz Rusya, Kazakistan, Ukrayna ve Türkiye’ye özel arama motoru üretti. Rus arama motorunun Mayıs 2011′de halka açıldığını ve beklentilerin üzerine çıkarak 1,3 milyar dolar topladığını da ekleyelim.

Türkiye’nin Yandex tarafından girilen beşinci pazar olmasının nedenini şirketin bölge müdürü Alexander Laryanovsky şöyle açıklıyor: “Türkiye, internet kullanıcılarının hakim arama motoru (Google) dışında iddialı bir alternatifinin olmadığı nadir ülkelerden”. Bununla beraber Türkiye, kullanıcı sayısı bakımından Avrupa’daki en büyük beşinci pazar (Almanya, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın ardından) ve Yandex’in Türkiye stratejisi Avrupa’ya açılma öncesinde iyi bir deneme olarak düşünülebilir.

Sonraki Sayfa »