2015-icerik-pazarlamasi-trendleri-manset

2015’te İçerik Pazarlaması: Trendler, Sorular ve Cevaplar

Hazır olun, Türk internet sektöründe 2015 yılı boyunca gencinden yaşlısına herkesin ağzından en az 10’ar kere dökülecek iki yeni kavram var: İçerik pazarlaması ve growth hacking.

İçerik pazarlamasına content marketing derseniz daha makbul. Growth hacking demenin ise günahı yok, Türkçe’sini bulan olmadı. Müsaadenizle growth hacking’i bilenler anlatsın, ben içerik pazarlamasından bahsedeyim.

2011 yılını hatırlıyorum, o zamanın içerik pazarlaması “sosyal medya”ydı. Herkes uzman, herkes bilirkişi. O zamanların Ahtapot Paul’undan feyz aldığım “2012’de neler olmayacak” başlıklı yazıda da bol bol sosyal medya lafı etmişim. Bir benzerlerini içerik pazarlaması için tekrar etmeye gerek yok. Geride bırakmaya hazırlandığımız 2014 yılı gösterdi ki 2015’te her yerde içerik pazarlaması göreceğiz.

Bunun başlıca sebebi internette tükettiğimiz her şeyin aslında içerik olması. Yazı, fotoğraf, caps, video, infografik, e-bülten, sunum, e-kitap, mikrosite… Hepsi. Ve bunların pazarlama ve markalar ile kesişmesi kaçınılmaz. Kaçınılmaz olan ise moda.

Fazla uzatmadan tahminlerime ve öngörülerime geçmek isterim. Konumuz içerik pazarlaması. Yılımız 2015. Ama Emmett Brown ile Marty McFly’ın uğradığı 2015 ile alakamız yok. Hala uçan kaykayı göremedik.

Anladık, markaların içerik üretmesi gerekiyor. Ama nasıl, kim, ne zaman üretecek onca içeriği?

Bu sorudan anlıyoruz ki içerik üretiminin şart olduğu ancak istikrar gerektirdiği ve içerik için uzun vadeli yatırıma ihtiyaç duyulduğu anlaşılmış. Markalar için içerik üretecek olanlar başta içerik ajansları olacak. 2015’te yeni yeni içerik ajanslarının açıldığını göreceğiz. Pazarlama bilen, markayı anlayan ve network’e sahip olan freelance editörler de çok çalışacaklar bu sene.

Ancak bir de şirket içi içerik ekipleri kurulacak ve hatta şirketlerin farklı departmanlarından içerik üretimine destek olunması istenecek. Örnek? Bir B2B şirketi düşünün. Hizmet verdiği ya da vereceği markalara kendini daha iyi ifade etmek istiyor. Sahaya çıkan satış personelinin kaleminden uzman yazılarla karşılaşmak bu var olan ve potansiyel müşterileri olumlu etkiler mi? Etkiler.

Neticede ajanslar, freelance’ler, şirket içi içerik ekipleri ve farklı departmanlardan içerik üretenlerle birlikte, 2014 yılında biraz tuzlu olan içerik üretiminin maliyeti düşecek.

PR ve sosyal medya ajansları ne yapıyor peki bu sırada? Onlarınki de içerik değil mi?

Dönüşecekler. 2015 yılında birçok PR ve sosyal medya ajansının hizmetlerini içeriğe doğru kaydırdığını, hem uzun vadeli hem de kısa vadeli içerik projeleri üreteceklerini ve bunu yaparken de uzmanı oldukları PR ve sosyal medya kanallarıyla içeriği daha kolay yayabildiklerini göreceğiz.

Aslında dergilerde, gazetelerde yıllardır içerik üreten insanlar var. Onlarınki de içerik değil mi?

Yeni nesil (siz y jenerasyonu deyin, ben z diyeyim) henüz içerik üretimi, yayıncılığı ve pazarlaması konusunda üst seviyede tecrübeli olmadığı için geleneksel medyadan, içerik pazarlamasına yatırım yapmak isteyen markalara üst yönetim seviyesinde geçişler olacak. Başarılı olabilecekler mi?

Yeni akımları, içerik tüketimi ve satın alma alışkanlıklarını anlarlarsa, evet.

Her yıl bitti deniyor gerçi ama 2015’te SEO bitti mi artık? İçerik pazarlaması yeni SEO mu?

SEO ve içerik pazarlaması kol koladır, diz dizedir, omuz omuzadır. Biri olmadan diğeri olmaz. SEO bilmeyen içerik uzmanına da kız vermezler (daha devam edebilirim).

2015 yılında içerik pazarlamasının yükselişi ile beraber SEO’nun altın dönemine gireceğimizi, içerik pazarlamasına inanan ve yatırım yapan bir markada stajyer editöründen CMO’suna kadar herkesin SEO öğrenmek zorunda olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

İçerik üretiyoruz da, nasıl yayılacak bu içerik? Biz şirket içinde okuyalım diye mi ürettik içeriği?

icerik-pazarlamasi-trendleri

Buna yabancılar distribution diyor, biz de yayılım/paylaşım/dağıtım diyoruz.

2015’te içeriğe yatırım miktarı arttıkça, o yatırımın hesabı da sorulacak elbette. Yayılmayan, tüketilmeyen içerik olmasın diye sosyal medya kanalları daha özenli kullanılacak (2011’in sorusu: Her marka Twitter’da olmak zorunda mı?), SEO’ya uygun içerik üretilecek, sözlükler önemini koruyacak, forumlarda fake profiller açılmaya devam edilecek, fikir önderleri (fenomenler?) üzerinden işbirlikleri daha da önem kazanacak, PR bültenleri daha bir düşünülerek yazılacak.

Özetle, 2015’te markaların içerik pazarlaması kanallarını daha planlı programlı kullanması lehlerine olacak.

İçerik organik yayılmıyor, bir de ona mı bütçe ayıracağız?

Özellikle Facebook, Twitter ve Youtube başta olmak üzere, paid channels dediğimiz ücretli kanallara 2015’te daha fazla önem vermek zorunda kalacağız. Markaların ürettiği içerik sayısı arttıkça, dikkat çekmek de pahalı bir iş haline gelecek. Kaçınılmaz durum. Neyse ki daha fazla ölçüm ile verimlilik artacak (en azından temenni bu yönde).

Markalar kendi içerik sitelerini açıyor? 2015’te devamı gelir mi?

Yemeksepeti‘nin açtığı içerik sitesi Yemek.com, 2015’te birçok marka için örnek olabilir. Hatta ekleyelim; yıl bitmeden Mediamarkt’ın açtığı mediatrend.mediamarkt.com.tr ve Aslanoba’nın projesi TazeDirekt’in altındaki TazeHayat bölümü konunun ciddiyeti hakkında fikir verebilir. RedBull’un uzun zamandır yayında olan içerik sitesi de unutulmasın. Güzel örnekler bunlar. 2015’te bu örnekler çoğalacak.

Site kurana kadar satın alsak? Biz de Türkiye’nin Google’ıyız, Facebook’uyuz neticede. Satın alalım?

O da bir yöntem tabi. Bu biraz zor bir tahmin olacak ama biraz temenni, biraz öngörü diyelim: 2015’te en az iki tane içerik sitesinin ilgili markalar tarafından satın alınacağını düşünüyorum. Adayları da yazayım, kuyuya taşı atan o deli ben olayım: uplifers.com, playtusu.com, ekranella.com, ranini.tv, geekyapar.com, uzakrota.com, themagger.com, oldmag.net, filmhafizasi.com, line.do ve tablet dergisi olarak postkolik.

Başka içerik sitesi yok mu peki?

2014’te bol bol yeni içerik sitesinin kurulduğunu gördük ama her üç siteden dördünün liste sitesi olmasından dolayı fark yaratanı az oldu. İçeriğin önem kazanmasıyla, markaların içerik siteleri ile yaptığı işbirlikleri ve hatta yukarıda bahsini ettiğim satın almaların da rüzgarı birlikte 2015’te liste odaklı olmayan yeni ve niş içerik sitelerinin doğduğunu göreceğiz. Belki küçük-orta içerik siteleri arasında birleşmeler olur ve maliyetler ve gelirler paylaşılır.

2015’te listelerin modası geçmeyecek mi?

2015’te liste formatının amaç değil, araç olduğunu anlayacağız. Hem markalar anlayacak, hem de içerik üreticileri. 2014, markaların liste içeriğine doyduğu yıl oldu. Artık yeni şarkılar söylemek, yeni formatlar, mecra-spesifik projeler, real-time mikrositeler, story-telling diye bağıran kampanyaları hedefleyecek markalar. Yani liste var olmaya devam edecek ama içeriğin listeden ibaret olmadığı anlaşılacak (sonunda!).

Geleneksel medya nerede duruyor?

Banner ve advertorial dışında yeni gelir modelleri arayacaklar. Aynı dert reklam networkleri için de geçerli ama onlarınki tatlı dert. Birçok yeni alternatif, yeni mecra, yeni kanal var onlar için. Çıplak manken galerileriyle para kazanan geleneksel medyanın web siteleri de 2015’te yeni çözümler üretmeye başlamazlarsa sonraki yıllarda büyük sıkıntı yaşayacaklar. İnternette doğan içerik siteleri gümbür gümbür geliyor çünkü.

2015’te gazetelerin koridorlarında “native advertising” ile başlayan fısıldaşmalar, “sponsored content” diye öksürmeler duyulacak. Bu noktada Radikalist ilginç ve tartışılası bir örnekti mesela.

Bir kere “mobilin önemi”, “videonun yılı” ya da “gerçek zamanlı pazarlamanın muazzamlığı” demedin. Aşk olsun.

Neyse ki Facebook’un bir ülke olduğunu konuşmayı bıraktık. 2015’te mobile-responsive olmayan içerik maça hükmen mağlup başlayacak, elde var bir. Yıl içinde en az bir video çekmeyen marka ayıplanacak, bu iki. Gerçek zamanlı pazarlamayı ertesi gün tweet atmak olarak anlayanlara da gülünecek, bu da üç.

Özetle, içerik pazarlaması açısından 2015 yılı bereketli, heyecanlı ve epey dinamik bir yıl olacak diyebiliriz.

Doyamayanlar ve 2014’ten feyz almak isteyenler için: Türkiye’de 2014 Yılının En Dikkat Çeken İçerik Pazarlaması İşleri

Son olarak bütün bu saydıklarım arasında öngörü olduğu kadar temenni de olduğunu eklemiş olayım. Ayrıca içerik pazarlaması konusunda 2015’e dair sizin de öngörüleriniz, tahminleriniz, temennileriniz varsa yorum olarak almayı da çok isterim. Atladığım, farkında olmadan önemsemediğim noktalar olabilir. Yazıyı siz tamamlayabilirsiniz.

İşim internet yayıncılığı, içerik yönetimi, içerik pazarlaması ve dijital iletişim.

Leave a Reply to Deniz İptal

*

5 yorum

  1. Onur Caglar

    Eline ve kalemine saglik Batuhan,

    Bizde yıllardır bu konulara kişisel ve kurumsal olarak yatırım yapan taraftayız. Naçizane tek eklemem markalarında özgün mikro içerikler ile müşteri segmentleri oluşturabilecekleri, hem kişisel/davranışsal bilgi toplayacakları hemde angajmanı artıracakları hedefli earned (kazanılmış) kitle ve trafik oluşturabilecekleri içerik portal ve servisleri yapmalarını bekliyorum. Pınar Süt kutusunda Spider Man videolarını göreceğimizi ve çocuklarımızın baba bunu alalım diyeceğini düşünüyorum.

    Teşekkürler

    • Batuhan Apaydın

      Teşekkür ederim yorumların için :)

  2. Pingback: İçerik Üretenlerin En Az Birer Kez Yapması Gereken Hatalar | İçerik Pazarlaması | Batuhan Apaydın

  3. Deniz

    Merhaba,

    Paylaşımınız için teşekkürler. Benim aklıma takılan bir nokta var. Örnek verdiğiniz sitelere baktığımda, Media Trend bir blog site gibi, TazeHayat ana site altında bir bölüm ve sizin yemek.com projeniz ise apayrı bir site. Bunların farkı nedir? Yemek.com gibi jenerik bir isim ve marka oluşturmadan ilerlemiş diğerleri. O şekilde bana etkisi daha az olur gibi geliyor. Sonuçta hepsi uzun vadeli işler. Burada belirleyici kriter nedir? Ayrı bir site olmanın avantajlı olduğu konusunda yanılmıyorum değil mi? Siz de yemeksepeti altında bir bölüm oluşturabilirdiniz.

    Teşekkürler.

    Deniz

    • Batuhan Apaydın

      Yemeksepeti’nin de altında bir blog var aslında, blog.yemeksepeti.com adresinde ancak farklı hedefleri var. Ve dediğin gibi biri alt adreste, diğeri tek başına bir proje. Bu anlamda YS blog ve Yemek.com ayrışıyorlar.

      Avantajları ve dezavantajları sayılabilir tabii ancak belirlenen hedeflere göre değişir bunlar. Eğer hedef varolan kullanıcıyı sitede tutmak ya da organik/sosyal trafik ile tüketiciyi doğrudan siteye çekmekse alt site mantıklı. Eğer hedef markadan bağımsız olarak bir komünite oluşturmak ve trafik akışı sağlamaksa yeni site açmak daha doğru. Böylece markayla ilgilenmeyen kullanıcıları da çekmek mümkün ve onları yeni müşteri haline getirme ihtimali daha fazla.