Hasan Başusta’ya Yeni Sosyal Ticaret Girişimi Sosyotik’i Sorduk [Röportaj]

[10 Ocak 2013’te EticaretMag’da yayınlandı]

Türkiye’nin e-ticaret ile olan sınavı henüz devam ediyorken (ya da alınacak çok yol varken diyelim) bir de mobil ticaret ve sosyal ticaret gibi yeni tanımlar ortaya çıktı. Herkes birbirine “mobilde neler yapmalı” ve “nasıl daha sosyal olunur” sorularını soruyor. Gelin görün ki özellikle sosyal ticaret tarafında yurt dışındaki başarı hikayelerinin sayıları sürekli artarken Türkiye’deki sosyal ticaret girişimlerinin sayıları bir elin parmaklarını henüz buldu.

Pordiva ve Hasan Başusta’nın birlikte yola çıktıkları Sosyotik projesi ise eğer hedeflerine ulaşabilirse tam da aradığımız yerli sosyal ticaret girişimi olabilir. Açılışı üzerinden henüz 3 hafta geçmişken ve halen beta sürecindeyken Sosyotik’i çeşitli süslü tanımlarla baskı altına almak doğru olmaz diye düşünüyorum ancak Başusta’daki ve Pordiva ekibindeki istek ve heyecana şahit olunca Sosyotik’in geliştirilmesi gereken noktalarıyla beraber üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi ve takip edilmesi gereken yerli e-ticaret figürlerden biri olabileceğini iddia edebiliriz.

Hasan Başusta’ya Sosyotik’in doğuşunu, hangi verilerle nasıl kişiselleştirme yaptıklarını, neden affiliate’i tercih etmediklerini, gelecek planlarını ve sitenin üç haftalık kullanım istatistiklerini sorduk.

“Ya büyük e-ticaret sitelerini sosyal yapacağız ya da sosyal olmayı kavramış küçük şirketleri büyüteceğiz”

Batuhan: Sosyotik fikri nasıl doğdu? Türkiye’de e-ticaretin sosyal hali ne derece tutar?

Hasan: Sosyotik dünyada Amazon gibi birçok eticaret sitesinin uyguladığı kişiselleştirme teknolojisine dayanıyor. Sosyotik, kullanıcılarından aldığı veriler ile üyelerini kategorize eden ve kişiye göre farklı ürünler sunan yeni nesil bir e-ticaret sitesi.

Bundan önceki görevimde çok fazla şirketle beraber çalışma fırsatı buldum ve bunların arasında e-ticaret tarafında Hepsiburada ve Markafoni de vardı. Biz ağırlıklı olarak işin Facebook kısmında, Facebook Dublin ofisiyle görüşen, markalar için sosyal medya stratejisi, iletişimi, kampanyaları ve reklamları üreten taraftaydık. Aslında eticaretin sosyalleştirme ihtiyacını ilk defa o zaman fark ettim diyebilirim. Toplantılarımızdan birinde bir Facebook yöneticisinin şöyle dediğini hatırlıyorum: “Ya büyük e-ticaret sitelerini sosyal yapacağız ya da sosyal olmayı kavramış küçük şirketleri büyüteceğiz”.

B: Büyük şirketlerin oturmuş yapıları itibarıyla sosyal öğeleri benimsemesi daha kolay görünüyor aslında.

H: Tedarikçileri var, müşterileri var, hali hazırda yürüyen bir operasyonları var. Yalnızca sosyal öğelerin katılması gerekiyor. Ama bunun çok da kolay olmadığını gördük.

B: Bu yüzden de çekirdekten başlamanın daha mantıklı olduğunu mu gördünüz?

H: Aynen öyle. Her şey sıfırdan sosyal olarak dizayn edilmeli diye düşündük. Bu yüzden de Pordiva ile birlikte bu girişimi hayata geçirdik.

B: Nasıl bir ortaklık var Pordiva ile?

H: Pordiva tarafı teknik olarak çok güçlü. İşin teknik altyapısını ve sermaye tarafını Pordiva üstleniyor. Ben ise işin kurucu ortaklarından ve en üst düzey yetkilisi olarak yer alıyorum.

B: Görünen yüzü oluyorsunuz aslında biraz da?

H: Evet. Ama bu görünen yüzün arkasında sadece Sosyotik ile ilgilenen altı kişilik tam zamanlı bir ekibimiz var. Teknoloji ve yazılım tarafında üç kişi çalışıyor. Henüz başlangıç aşamasındayız umarım yakın zamanda daha da büyüyeceğiz.

B: Ne kadar sürdü Sosyotik’in ortaya çıkması?

H: Fikir aşamasından hayata geçme aşaması yaklaşık olarak 1 yıla yakın bir zaman aldı. Üç hafta kadar önce ise beta açılışını yaptık. İşin mimarisini iyi kurduk. Bundan sonrası daha hızlı gelişecektir.

“Eğer ürününün ilk versiyonundan utanmıyorsan, ürünü çok geç yayınlamışsındır”


B: Beta süreci de olsa Sosyotik’in erken yayına alındığını düşünenler var.

H: Linkedin’in kurucusunun bir sözü var: “Eğer ürününün ilk versiyonundan utanmıyorsan, ürünü çok geç yayınlamışsındır”. Ben kendimi bu söze daha yakın görüyor ve erken olduğunu düşünmüyorum. Silikon Vadisi’nde fikir aşamasından ürün aşamasına 1 ayda geçen çok başarılı şirketler var. Türkiye’de de bu kültür oturacaktır zamanla. “Mutlaka en iyisi olsun, biraz daha bekleyeyim” dediğinizde ürünü ortaya çıkartamıyorsunuz.

B: Biraz da kullanıcılardan gelen yorumlarla yolunuzu çizmeyi planlıyorsunuz galiba?

H: Aynen öyle. Zaten bizim projenin temelinde Analytics var. Analytics’i çok iyi kullanarak sitenin içerisindeki bütün verilere göre bütün ürünleri ve süreci düzenleyebiliyoruz.

B: Kaç kategori üzerinden kullanıcıya öneriler sunuluyor?

H: Çok fazla var aslında. Eğitim, cinsiyet, yaş, medeni hal ve ilgi alanları… Örneğin fotoğrafçılık ile ilgileniyorsanız Sosyotik’e girdiğinizde fotoğrafçılık ile ilgili ürünler görüyorsunuz.

B: Fotoğrafçılık gibi kaç tane beğeniyi okuyabiliyorsunuz?

H: Teoride hepsi ama şu anda, ilk kategorilendirmede en fazla beğenilen 20 kategoriyi değerlendiriyoruz. Onlara göre de ürünleri değiştiriyoruz.

B: Facebook Connect üzerinden istenen bilgilerle ilgili de bir takım soru işaretleri oluştu. “Neden bu kadar kişisel bilgi isteniyor” deniyor ki aslında son dönemin popüler komplo teorisidir bu da.

H: Özellikle 35 yaşın üstündekiler ve “bizi takip mi ediyorlar acaba” gibi endişesi olan kişiler mevcut. Ama bunun dışında bizim asıl hedef kitlemiz için, yani Foursquare’de nerede olduğunu paylaşan, Facebook’ta beğendiklerini yayınlayan veya Twitter’ı herkese açık şekilde kullanan kişiler için bunlar çok büyük endişeler değil. Zaten Facebook verilerine erişim kullanıcının izni ile gerçekleşiyor. Sosyotik, kullanıcıların izni ile aldığı bu bilgileri yine kullanıcılar için kullanıyor ve kişiselleştirilmiş bir alışveriş deneyimi sunuyor.

Bugün e-ticaretin genel problemlerinden bir tanesi her kullanıcının sitede aynı ürünü görüyor olması. Yani, örnekle açıklamak gerekirse bir Fenerliye çok satıyor diye hem Fenerbahçe hem Galatasaray forması gösterilme durumu. Ama Sosyotik’te farklı farklı ve size özel ürünleri görmeniz mümkün. Ayrıca, arkadaşlarınızın neleri beğendiğini ve neleri satın aldığını görebiliyorsunuz. Böylece hem siteler sosyalleşiyor hem de keşfetme kültürü oturuyor. Uzun kuyrukta büyük fırsatlar olduğunu düşünüyorum.

“Şu anda en çok kişiselleştirme yapabileceğimiz platform Facebook”

B: Bazı kişiselleştirilmiş alışveriş siteleri üyelik öncesinde kullanıcıya belirleyici sorular soruyorlar. “Saçınız ne renk” ya da “gece dışarı çıkmadan önce hangi marka kıyafeti tercih edersiniz” gibi. Tabi bir de Foursquare ya da Twitter’dan da veri çekmek düşünülebilir. Nedir ileriye dair planlarınız?

H: Facebook, Türkiye’deki kabaca 35 milyon internet kullanıcısının 31 milyonunun yer aldığı bir yer. Dolayısıyla Facebook ile başlamak diğerleriyle başlamaktan öncelikli. İlerleyen zamanlarda kullanıcıların feedback’lerine göre e-mail ile kayıt, Twitter ile login gibi formüller planlar dahilinde. Ama şu anda en çok kişiselleştirme yapabileceğimiz platform Facebook.

B: Satıştaki ürünleri stoklamıyorsunuz sanırım. Nasıl bir model izliyorsunuz?

H: Bizim modelimiz drop-shipping’e daha yakın. Yalnızca işbirliği yaptığımız firmaların stoğunda olan ürünler kullanıcıya gösteriliyor. Müşterimiz siparişi verdiği andan itibaren 1 gün içerisinde ürünü tedarik edip, hızlıca müşterimize yolluyoruz.

B: Son zamanların popüler yöntemi olan referral’lar üzerine, yani affiliate üzerine olan bir modeli değil de neden bu yöntemi seçtiniz peki?

H: Kendi içimizde tüm modelleri tekrar tekrar düşündük. Affiliate modelde başka siteye trafik gönderince müşteri deneyimini tam kontrol edemiyorsunuz. Örneğin Sosyotik müşterisi anlaşmalı olduğumuz bir firmanın ürün sayfasına yönlendirilse satın almak için üye olmak zorunda kalıyor. Ve müşteri açısından baktığımızda sonunda onlarca siteye üye olmak zorunda kalınabiliyor. Özetle, müşterilerimize daha iyi bir deneyim sunmak için bütün süreci kendimizde toplamaya karar verdik.

B: Sosyotik sosyal olması bakımından dikeyde gibi gözükse de her kategoride ürün sattığı için aslında yatay bir e-ticaret girişimi ve dolayısıyla rakibi dikey siteler değil gibi gözüküyor. Bu anlamda nasıl konumlanıyorsunuz?

H: Evet, birçok dikeyi yavaş yavaş devreye alacağız ancak bizim için davranışsal ekonomi olmazsa olmaz. Hangi ürünler satın alınıyor, hangileri beğeniliyor, nasıl kişiselleştirme yapabiliriz. Bütün odağımız bunun üzerine. Satış anlamında her bir kategoriyi test ettiğimizi söyleyebilirim. Hangilerinin talep gördüğü, daha çok satıldığı ve bu ürünlerin karlılıkları da önemli.

B: Son olarak sitenin kullanım istatistiklerine dair bilgilendirir misiniz bizi?

H: İstatistikler bizi çok heyecanlandırıyor. Analytics temelli olduğumuz için de istatistikler daha da önemli bizim için. Şu an yeni bir site olduğumuzdan dolayı üye sayımız birkaç binler düzeyinde ama asıl önemli ve heyecanlandırıcı olan metrik her bir kullanıcının ortalama 9 sayfa gezmesi ve 8 dakika vakit geçirmesi. Dolayısıyla bu metrikleri ve üye sayısını artırmayı amaçlıyoruz. Birkaç test reklamı dışında henüz reklamlara başlamadık ancak kullandığımız tüm dijital pazarlama aktivitelerinde teknolojiyi en üst seviyede kullanmayı amaçlıyoruz.

Örneğin Facebook’ta “custom audience” kullanıp sitemizde ürünü favorilere ekleyen kişilere “ürünü favorilere ekledin, yorum yazmak ister misin” ya da sepetine ürün ekleyenlere “satın almak ister misin” gibi müşterilerimizin tüm davranış adımlarına göre kişiselleştirilmiş, reklam, e-mail gibi pazarlama araçlarını kullanıyoruz. Umarım başarılı sonuçlar elde ederiz.

B: Sosyotik’e ve size başarılar dileriz. Umarız Sosyotik, Türk e-ticaretinde nadir olduğu gözlenen inovatif girişimlerden biri olarak kısa zaman içinde büyür ve sektöre örnek olarak gösterilir.

H: Ben teşekkür ederim.

business dev, content marketing, native advertising // former product manager @yemekcom & @yemeksepeti

Görüşlerinizle katkıda bulunabilirsiniz

*