Pinterest Nasıl Bu Kadar Popüler Oldu?

[6 Mart 2012’de SMCO’da yayınlandı]

Pinterest Nasıl Bu Kadar Popüler Oldu?

Sadece yeni girişimleri takip edenler için değil, kafası kuma gömülü olmayan herkesin son birkaç haftadır fark ettiği üzere, dijitale boğulmuş hayatlarımızda Facebook, Twitter, Youtube, Linkedin ve Foursquare (bkz: Şampiyonlar Ligi) dışında artık önemli bir aktör daha var:Pinterest.

“Pinterest de ne oluyor?” diyenleri, uzun yoldanPinterest haberleri kategorimize, kısa yoldan ise Pinterest Kullanımına Dair Temel İpuçları’na davet ediyorum.

Soru şu: Nasıl oldu da Pinterest birden mahallemizin yeni yakışıklı delikanlısı, adeta bir Mehmet Günsur’u oldu?

Bu sorunun -yüzeysel- cevabı olarak Pinterest’in muazzam bir yatırımcı desteğinden ve bununla bağlantılı PR kampanyasından güç aldığı konuşuluyor. Hayır, bu öyle muazzam yatırımcı desteğine bağlı bir PR kampanyası değil. Pinterest’in yatırımcılarına ve danışmanlarına (ve bu kişilerin daha önce yaptıklara işlere) göz atarsanız kağıt üzerinde olağandışı bir durumun olmadığını görürsüniz.

Kağıt üzerinde yer almayan ve böyle “muazzam” destek veren kişi ya da grup ise emin olun, çoktan Amerikan basınına malzeme olurdu. Yani ortada elle kurulan olağanüstü bir pohpohlama durumu yok.

Bu noktadan hareketle Pinterest’in yükselişi hakkındaki teorim güç kazanıyor. Bana göre Pinterest’in başarısının sırrı doğru formüllerle, doğru bir zamanda ortaya çıkmış olmak.

Pinterest’in yukarıda saydığım Facebook ve Twitter benzeri oluşumların yer aldığı devler ligine bir anda girmesinin nedenlerinden biri rakamlar ve bizim rakamlara verdiğimiz tepkilerdir. Mayıs 2010’dan beri beta şeklinde de olsa açık olan mahallemizin yeni Murat Boz’unun ancak Şubat 2012’de “Pinterest de nedir, neler olüyör” dedirtmesinin nedeni, comScore’un Kasım sonu veŞubat başındaki raporlarının (ve benzerlerinin) rüzgarıdır.

Artık zamanımızın trendi, trendin kendisini yakalamak olarak gözüküyor. Artık herkesten önce trendi öngörebilmek asıl önemli ve değerli olan ve aynı zamanda takdir edilen. Bu yüzden de son 1,5 aydır Silikon Vadisi editörleri önderliğinde, biz dahil dünyanın bütün teknoloji blogları, an be an paylaştığımız Pinterest istatistikleri ve şaşkınlık maskelerimiz ile trend vagonuna atlamaya çalıştık. Kullanıcılar ve markalar da aynı şekilde bir an önce Pinterest’te yer edinmeye çalıştı.

Maksat tren kaçmasın.

Trendi yakalama ve treni kaçırmama refleksi Pinterest’in başarısını gizlememeli. Ama Pinterest’in bir anda bu kadar gözümüze çarpmasının gözle görünmeyen nedeni trendi yakalama zorunluluğunun ve teknoloji dünyasındaki pozitif girişimcilik havasının yine ve yeniden üretilmeye çabalanmasının bir ispatıdır. Şimdinin Pinterest’i gibi, yarın öbür gün başka bir girişimi daha ağzımız açık bir şekilde izlememiz ve fazla kurcalamadan hemen dahil olmamız istenecek. Bu bizim zamanımızın modası.  

Bu acı gerçeğe rağmen yukarıdaki cevap daha çok kullanıcı davranışları ile ilgili ve Pinterest’in yükselişini derinlemesine anlatmıyor. Zaten aslında sorduğumuz sorunun tek bir cevabı da yok. Basite kaçmamak ve büyük resme odaklanarak parçaları birleştirmek lazım.

Bu yüzden de Pinterest’in basit bir SWOT (Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats) analizini yapmak doğru bir tercih olur diye düşündüm. Aşağıda hazırladığım raporda son zamanların adeta bir Kıvanç Tatlıtuğ’u haline gelen Pinterest’in güçlü ve zayıf yanları ile sahip olduğu olası fırsatları ve karşılacağı tehditleri okuyabilir ve Pinterest’in şimdiki hali ve geleceği hakkında siz de (benim gibi) çevrenize havalı tespit ve öngörülerde bulunabilirsiniz.

Strengths (Güçlü Yanları)

-          Keşfetmenin gücü

Pinterest’in doğru zamanda doğru formüllerle ortaya çıktığından bahsetmiştik. Bizim zamanımız okumaktan, hatta izlemekten bile imtina edilen bir zaman. Biz zavallı kullanıcıların hızlıca tüketmesi gerekiyor ve bu da tek atımlık görseller ile gayet mümkün.

Ama bu noktada kazandığımız yeni davranış şekline ve yani evrim geçiren keşfetme alışkanlığımıza dikkat çekmek gerekiyor.

Bugüne kadar Google’ın arama motorunu baş tacı etmemizin nedeni istediğimiz bilgiyi önümüze getirmesiydi. Ama bu bilginin önümüze gelmesi için önce aradığımız şeyin “ne olduğunu” bilmemiz gerekiyordu. Yani yeni model bir ayakkabı almak istiyorsanız ismini Google’a yazarsınız ve neye benzediğini ya da fiyatını öğrenirsiniz. Pinterest ise istemediğimiz bir ürünün önümüze gelmesini sağlayarak keşfetme güdülerimizi aktive ediyor.

Bu güdülerin oturması uzun bir süreçte oluştu. Süreci (keşfetme, paylaşma, yayma vb) hazırlayan ise tahmin edeceğiniz gibi Şampiyonlar Ligi’nin diğer üyeleriydi ve bu üyeler şimdi aralarına Pinterest isminde bir yabancıyı kabul etmek zorundalar.

–          Kadın kullanıcıların gücü

Sizleri Pinterest’in About Me sayfasına davet ediyorum: “People use pinboards to plan their weddings, decorate their homes, and organize their favorite recipes”. Yani “Pinterest kullanıcıları düğünlerini planlamak, evlerini dekore etmek ve en sevdikleri yemek tariflerini paylaşmak için panolarını kullanırlar”.

Epey nokta atışı değil mi?

Daha önce hiçbir girişim yalnızca kadın temalı olmama lüksüne sahip olup da yalnızca kadınların gücünü kullanarak yükselmemişti. Bu bir ilk ve olağanüstü bir pazarlama başarısı. Pinterest en başından beri kullanıcısına siteyi hangi amaçla kullanacağını belirtti ancak hiçbir zaman bunun için basbas bağırmadı. Basbas bağırmadığı için de erkek kullanıcılar olarak biz de Pinterest’te yer alıyor ve “burası kadınlar için” deyip, kaçma ihtiyacı hissetmiyoruz.

Pinterest kullanıcılarının yüzde 80’i, Facebook’taki fan sayfalarının ise yüzde 97’si kadınlardan oluşuyor ve kadınlar erkeklere nazaran markalarına daha sadıklardır.

Bingo!

–          Orijinal olmak, çizginin dışına çıkmak

Pinterest ile beraber -şimdilik- tamamlanmış gözüken altıgenin diğer parçaları olan Facebook, Twitter, Youtube, Foursquare ve Linkedin ile beraber biz kullanıcılar aslında dijital olarak varlığımızı beyan ediyoruz. Her birinin bir görevi var ve dolayısıyla hiçbiri bir diğeri ile pişti olmuyor. Pinterest de diğerlerininkine hiç benzemeyen bir fonksiyona sahip ve bu yeni oğlan, Google gibi Facebook-Twitter karması olan yeni bir sosyal ağ ile değil, çizginin dışına çıkarak dijital dünyada yerini aldı.

Zaman görselliğin ve hızlı tüketimin zamanıydı, Pinterest imdadımıza yetişti.

Ayrıca unutmayalım, Pinterest aslında Google+’ı tokatladı ve nasıl çıkış yapılacağını, nasıl farklı olunacağını gösterdi. Ancak şurası kesin ki Facebook ve Twitter ile beraber evrilen alışkanlıklarımız olmasaydı, Pinterest mümkün değil tutamazdı.

–          Trafik

Pinterest’in aylık yaklaşık tam 12 milyon tekil ziyaretçisi bulunuyor. Karşılaştırma yapmak açısından söylüyorum, gözbebeğimiz Twitter için bu rakam 40 milyon civarında.

Bunun yanında Pinterest’in kullanıcıları aylık ortalama 98 dakikalarını sitede geçiriyor. Twitter kullanıcılarının 36, Linkedin kullanıcılarının ise 17 dakika aylık ziyaretleri olduğunu belirtelim. Son olarak Pinterest, Alexa sıralamasında (Alexa’yı halen önemseyenler için) ilk 100’de yer alıyor.

Bu kullanıcıların çoğu ABD’de yaşıyor olsa da şu zamana kadarki bütün devlerin aynı kıtadan çıktığını unutmayalım. Pinterest’in göz ardı edilemeyecek olağanüstü bir trafiği var ve bu kadar konuşulmasının nedeni aslında trafik. Kimse Pinterest’in fonksiyonel olup olmadığını sorgulamıyor çünkü istatistik her şeydir.

Weaknesses (Zayıf Yanları)

–          Kaotik yapı

Pinterest’e ısınamadığını söyleyen her üç kullanıcıdan dördünün söylediği şey: “Çok karışık!”

Sitedeki görsel yığın şu an için bile (Pinterest’i kaç haftadır kullanıyoruz ki?)size karışık geliyor olabilir ve şurası kesin ki gerekli düzeltmeler olmazsa her şey çok daha kaotik bir hale gelecek. Keşfetmek çok güzel ancak Kristof Kolomb gibi insanlar yüzyılda bir dünyaya geliyorlar.

Yani Pinterest’in bizim keşfetmemize yardımcı olması gerekiyor. Bunun için de panoları daha etkin bir şekilde düzenleyebilmemiz lazım.

Pano içinde pano oluşturabilmek, görselleri etiketleyebilmek ve sayısal verilere (puan vb) dayanarak arama sonuçlarına ulaşabilmek benim önerilerim. Pinterest’te tanıdığınız bir mühendis varsa, lütfen iletin.

-          İletişimin yokluğu, orijinal içeriğin azlığı

Kullanıcılar arasında etkileşime yalnızca like, repin ve yorumlar ile izin verilmesi bir eksiklik ancak farklı bir açıdan da bu özelliğin Pinterest’i bugünkü haline getiren olumlu bir basitlik olduğu düşünülebilir.

Pinterest kullanıcıları yalnızca panoları ile varoluyorlar ve bu da uzun vadede kullanıcının tekrara düştüğünü düşünmesine yol açabilir. Bir sosyal ağın aynı konsept içinde farklı şekillerde kendimizi ifade etmemize izin vermesi gerek.

Diğer eksiklik ise sitenin doğası itibarıyla üretimden ziyade yayılıma ev sahipliği yapıyor oluşu. Pinterest’teki görsellerin yüzde 80’i repin olarak tekrar yayınlanırken, Twitter’daki retweetler atılan toplam tweetlerin yalnızca yüzde 1,4’üne denk geliyor. Sizce de bu işte bir gariplik yok mu?

Opportunities (Fırsatlar)

–          Gelir modeli

Şu an için gelir elde etmiyor ama Pinterest şimdiden e-ticaretin yeni yüzü olarak takdim edilmeye başladı bile. Bunun yukarıda bahsettiğimiz “keşif” dürtüsü ile doğrudan bağlantısı var ancak öte yandan da rüzgar yaratmak ve sektörü canlı tutmak arzusunu göz ardı edemeyiz.

Pinterest’in temel gelir modeli affiliate anlaşmaları olacaktır. Yani görseller üzerine tıklanarak görseldeki ürünün satış sayfasına bağlantı sağlanması ve satış gerçekleşirse Pinterest’in satışı yapan firmadan pay alması. Skimlinksile böyle bir şey denendi ve görsellerin bulunduğu kategoriler ve tanıtımlarındaki kelimeler ile random satış sayfalarına yönlendirme yapıldı. Bu durum resmi bir şekilde duyurulmadığı için fark edildiğinde tepki çekti ve Pinterest bu işbirliğinin yalnızca test amaçlı olduğunu savundu (yine resmi olmayan kanallardan).

Bir süre daha Pinterest’te reklam anlaşmaları göreceğimizi düşünmüyorum. Şu ana kadar son derece akıllıca ilerleyen Pinterest’in yaratıcıları, bu andan sonra da serinkanlı duruşlarını bozmadan, kullanıcıların aidiyetlerini sağlamlaştırmayı hedefleyecektir. Önlerinde Facebook ve Twitter örnekleri var, illa ki ders alıyorlardır.

Yine de yeri gelmişken ünlü bir dijital aforizmayı tekrar hatırlayalım: Bir servisi kullanmak için ücret ödemiyorsan, ürün sensindir. Oluşturduğunuz o kategoriler ve tanımlar ve bunların görsellerle eşleştirilmesi Pinterest için gelecekte paha biçilemez bir veri kaynağı oluşturacak.

Lanet olsun bu dijital kapitalizme!

–          Daha fazla yatırım!

Pinterest şu ana kadar iki tur yatırım ile toplamda 37,5 milyon dolar elde etti ve kesinleşmemiş olsa da yaklaşık 200 milyon dolar değerlemeye ulaştı. Hem dijital girişimlere yatırımda bulunma rüzgarı, hem sahip olduğu olağanüstü trafik, hem de e-ticarete entegre olma potansiyelinden dolayı Pinterest yatırımcılardan korkunç bir ilgi görüyor.

Şimdilerde aynı zamanda pek sevdiğimiz teknoloji uzmanları tarafından Google’ın Pinterest’i satın alması gerektiği konuşuluyor. İki yatırım alan ve uzun vadede halka arzı planlayan Pinterest’in ise satın alınma gibi bir niyeti yok ve bu yüzden de yakın zamanda Google’dan bir Pinterest klonu bekleyebiliriz.

Google’ın da içinde yer aldığı dedikodular bile Pinterest’in kısa zamanda ne kadar güçlü bir konuma eriştiğinin ispatıdır ve aynı zamanda yatırımcıların ağızlarını sulandıran bir gelişmedir. Pinterest’in eli çok güçlü ve elindeki kozları uzun bir süre kullanacak.

Threats (Tehditler)

–          Yeni Napster?

Pinterest’in yeni Napster olup olmayacağı son zamanların popüler konularından. Hatırlanacağı gibi geçmiş zamanın fenomeni olan mp3 paylaşım aracı Napster, telif davaları nedeniyle kepenkleri indirmişti. Ama Pinterest’in durumunda bir farklılık var çünkü telif hakkı iddia edilen materyaller mp3 şeklindeki müzik eserlerinden değil, görsellerden oluşuyor. Görsellerin bulunduğu depolama siteleri ise bir Metallica değiller. Yani bu şirketlerin masaya oturmaları ve telif hakları karşılığında gelir elde etmek için anlaşma yapmaları olası.

Zaten Pinterest şimdiden Getty Images ile masaya oturmuş durumda.

Yine de Pinterest gelecekte başının daha fazla ağrımaması hedefiyle siteler için opt-out fonksiyonu geliştirdi. Böylece görsel depolama siteleri bu opt-out kodunu kullanarak Pinterest kullanıcılarının sitelerinden görsel pinlemelerini ve telif haklarını ihlal etmelerini engelleyebiliyorlar. Nitekim 20 Şubat’ta açıklanan bu gelişmenin yalnızca dört gün ertesinde Flickr, opt-out hakkını kullandı. Yani artık Flickr’dan görsel pinlenemiyor.

Bu konu Pinterest’in daha fazla başını ağrıtacak ama yeni Napster yakıştırması fazla iddialı olur gibi geliyor bana.

–          Pinterest klonları

Başarılı olan her iş modeli taklit edilir. Mühim olan bu girişimlere karşı sürekli gelişimi kovalamak ve kullanıcıları dinlemeye devam etmek.

Pinterest’in klonları da şimdiden ortaya çıkmaya başladı. Bu durum Pinterest için bir tehlike oluşturur mu, bunu öngörmek güç.

Kendi adıma konuşayım: Şimdilik bir tane görsel kaos bana yetiyor. Diğerleri eksik kalsın.

Sonuç

İş dünyasındaki SWOT analizlerine aşina olanlar yukarıdaki analizin son derece konsantre olduğunu fark edeceklerdir. Kendileri aynı zamanda SWOT’un ne kadar overrated olduğunu da kabul edeceklerdir. Yine de büyük resmi anlayabilmek açısından bu tip çalışmaların ben çok yararını görüyorum.

Kağıt üstünde Pinterest’in güçlü olduğu taraflar zayıf olduğu taraflara ağır basıyor. Fırsatlar ve tehditler için de aynı pozitif durum geçerli gibi.

Ben bu rüzgarın dineceğini ve Pinterest’in Foursquare, Linkedin ya da Tumblr gibi kendine özel bir kitlesi olacağını ve ama diğer devler kadar genele yayılamayacağını düşünüyorum.

Sizce Pinterest’i neler bekliyor? Pinterest neden bu kadar yükseldi?

Daha da kritiği: Pinterest kullanıyor musunuz?

İşim internet yayıncılığı, içerik yönetimi, içerik pazarlaması ve dijital iletişim.

Görüşlerinizle katkıda bulunabilirsiniz

*