Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan

“Sen hiç fena çocuk değilsin!..” dedi. “Senden istifade edilebilirdi. Hayatını bu salakça gidişten ayırman ve ona daha manalı bir istikamet vermen, daha büyük hedeflerin peşinde koşman mümkündü… Fakat sen istemiyorsun… Sana acıyorum…. Sen böyle postane köşelerinde üç buçuk kuruşa memurluk yaparak ev beslemeye uğraşacak adam mısın?”

Eliyle Ömer’in başını dürttü:

“Bu kafa büsbütün başka işler becerebilir… Sen kendini ziyan ediyorsun, halbuki buna hakkın yok!.. Mademki herkes gibi değilsin, onlardan daha akıllı, daha üstünsün, onlara hükmetmek hakkın, hatta vazifendir. Yalnız bunu istemen lazım. Her şeyi feda edebilecek kadar şiddetle istemen ve bütün arzularını bir tek gayeye: İnsanlara hükmetmek, onların başına geçmek gayesine hasretmen lazım. Sonra senin gibi hayallerle, çocukça, daha doğrusu kadınca hislerle uğraşmak da insanı berbat eder. Hayatını nasıl olup da bir kadına bağladığına şaşıyorum. Kadın bir oyuncaktan başka nedir? Erkek, tam manasıyla erkek ol… Erkek sert, haşin, aciz hislere yabancı, sadece kuvvete tapan mahluktur. Dünyaya bizim gibi insanlar kendi kafalarında tasavvur ettikleri şekli vermeli ve koyun sürüsünden farkı olmayan halk ise sadece tabi olmalıdır. Bunu sabit fikir halinde kafana yerleştirir ve maddi, manevi bütün kuvvetlerinle bu yolda çalışırsan muhakkak gayene varırsın… Muvaffak olmamak ihtimali pek azdır; belki de hiç yoktur…”

Ömer ona yandan bir göz attı. Nihat’ın bu kadar kendinden geçerek zırvaladığını ilk defa görüyordu:

“Hasta mısın kardeşim?” diye sordu.

Sabahattin Ali / İçimizdeki Şeytan / s. 153 / 1940

B: Son cümle ile dakikalarca güldüm, buraya da kaydetmek istedim.

İşim internet yayıncılığı, içerik yönetimi, içerik pazarlaması ve dijital iletişim.

Görüşlerinizle katkıda bulunabilirsiniz

*