yandex-turkey-logo

Rus Arama Motoru Yandex, Türkiye’de Ne Yapar?

“Yandex, Google’ı geçer mi?”

Yanlış soru.

“Yandex, Türk kullanıcıların ilgisini çekebilir ve Google’ın ensesine soluyabilir mi?”

Doğru soru.

Yet Another Indexer’ın (ing. bir başka indeksleyen) kısaltılmışı olan Yandex 1997 yılında özellikle Rusçaya özel yaptığı indeksleme ile Rusya pazarında kendine yer açtı. Şimdilerde yüzde 64’ün üzerindeki pazar payı ile Google’ın epey önünde yer alıyor. Bu da onu Güney Kore’nin Naver’i, Çek Cumhuriyeti’nin Seznam’ı ve Çin’in Baidu’su gibi Google’ın yenik düştüğü yerel oyuncuların arasına sokuyor. 2005’ten itibaren Rusya dışına açılmaya başlayan Yandex, bugüne kadar Beyaz Rusya, Kazakistan, Ukrayna ve Türkiye’ye özel arama motoru üretti. Rus arama motorunun Mayıs 2011’de halka açıldığını ve beklentilerin üzerine çıkarak 1,3 milyar dolar topladığını da ekleyelim.

Türkiye’nin Yandex tarafından girilen beşinci pazar olmasının nedenini şirketin bölge müdürü Alexander Laryanovsky şöyle açıklıyor: “Türkiye, internet kullanıcılarının hakim arama motoru (Google) dışında iddialı bir alternatifinin olmadığı nadir ülkelerden”. Bununla beraber Türkiye, kullanıcı sayısı bakımından Avrupa’daki en büyük beşinci pazar (Almanya, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın ardından) ve Yandex’in Türkiye stratejisi Avrupa’ya açılma öncesinde iyi bir deneme olarak düşünülebilir.

Tabi Rusya’nın tarihsel, toplumsal ve coğrafi olarak Avrupa tarafından nasıl soğuk karşılandığı da göz ardı edilmeden.

“Yandex daha fazla Türk kullanıcı tarafından nasıl tercih edilir?” sorusunun kısa cevabı “adım adım” olmalı. Malum, ortalama kullanıcı çoğunluğun kullandığını tercih ederek genele uyum sağlamayı tercih eder. Yandex’in Google’ı rahatsız edemeyeceğini düşünenler ise yayılımın adım adım olduğunu, zaman aldığını unutan kişiler. Alıştık tabi her yayılımı viral pazarlama ürünü olarak isimlendirmeye ve bu viral yayılımın baş döndürücü bir hıza sahip olmasına, zaman isteyen her şeyin bir an önce olmasını istiyoruz.

Kısaca Yandex’in geçmişine baktıktan ve ufak bir yol haritası çizdikten sonra şimdiki zamanda önce Google’a (Türkiye pazarında yüzde 95’in üzerinde pazar payı) ve hatta Bing’e (Türkiye pazarında yüzde 5’e yakın pazar payı) değinmek lazım.

Microsoft’un ürettiği arama motoru Bing, küresel ölçekte Google’ın ilk rakibi olarak gözükebilir ama “küresel” olarak algılananın aslında yalnızca “yarattığı etki” olduğu unutulmamalı. 40 dilde hizmet veriyor olmasına rağmen Bing’in gerçekten odaklandığı ve yerele yönelik ciddi ürünler sunduğu tek pazar ABD. Yani Amerikalılar ve bir de ABD’de yaşayan ve sayıları 40 milyondan fazla olan Hispanikler (İspanyolca konuşan Latin Amerika kökenliler). O yüzden Bing, biz Türklerin, önümüze çıkmadığı sürece kullanmayı aklımıza getirmeyeceğimiz bir arama motoru. Yani Microsoft, ABD dışındaki bizlerin Bing’i kullanması için özel çaba sarf etmiyor.

Bu kadar yoğun dijital bilgi akışı karşısında ise kullanıcılar “özel ilgi” beklemekte haklı. Bing tarafından gösterilmeyen bir özel ilgi.

Google’ın Yandex özelinde değinmemiz gereken problemi ise Bing gibi yerele odaklanmamak değil. Çünkü yerele odaklanma gereği duymaksızın Google zaten Türkiye dahil birçok ülkede pazar lideri ve sağladığı diğer ürünler ile (Maps, Docs, Images, Chrome, Blogger, Youtube, Reader vb) küresel ölçekte alışkanlık ve bağımlılık yaratmış durumda. Ancak ister küresel ölçekte ister yerel ölçekte değerlendirelim, Google kullananların yakın gelecekte canını sıkacak büyük bir sıkıntı var: Arama sonuçlarının gereğinden fazla kişiselleşmesi.

Bu tatsız durum Search, Plus Your World ile 2012 yılının başında ortaya çıktı. Artık Google hesabınızla yaptığınız her Google aramasında daha önce de varolan ancak daha da derinleşen kişisel arama alışkanlıklarınızın yanında sosyal bağlantılarınız da arama sonuçlarını etkiliyor. Sosyal bağlantılarınızdan kastım ise bir Google ürünü olan Google+ bağlantıları ve paylaşımları.

Şimdi önce Google hesabınızın açık olduğu bir tarayıcıda arama yapın ve bir de farklı bir tarayıcıda Google hesabınız açık olmadan ya da farklı bir Google hesabıyla aynı aramayı yapın. Sonuçların farklı çıkacağını göreceksiniz. Google aslında bu hamlesiyle arama motorundaki liderliğini kendi ürünleri lehine kullanıyor ve arama motorunun kendisinden ziyade diğer Google ürünlerine daha fazla önem verdiğini açığa vuruyor.

Bu durum yeni değil, Ocak 2012’den beri geçerli ancak rahatsız edici olması için yeteri kadar zaman geçmedi.  Search Plus Your World yeniliği, Yandex için ve tabii Google’ın diğer rakipleri için bir avantaj aslında. Kullanıcının kişisel tercihlerini göz ardı etmeden istikrarlı sonuçlar vermek, artık Google’ın yapamadığını yakın zamanda fark edeceğimiz bir defo olacak.

Böylece Yandex gibi rakiplerin de aslında hiç fena olmadığını, denemeye ve kullanmaya değer olduklarını fark edeceğiz.

Tabi yalnızca bu şeklen ve kısmen gerileme ile pazarın hakim oyuncusu Google’ın tahtını bırakması mümkün değil. Öte yandan Rus Yandex’in Amerikan kültürüne yakın ve alışık olan Türklere ilk anda yabancı gelmiş olması da anormal bir durum değil. Her ne kadar Yandex’in açılışında “biz Rusya’dan geliyoruz” yazmasa da, kendisinden “Rus arama motoru” diye bahsedilmesi bile 20. yüzyılı Doğu Avrupa’ya karışık duygularla bakan bu topraklar için ezber bozacak bir durum.

Unutmadan, Yandex’in bir de arayüz konusunda sıkıntısı var.

Neyse ki bu konuda daha iyi olmak zor değil. Hele de rakibi Google’ın arayüz konusunda son zamanlarda bir takım problemleri bulunuyorken, daha iyi olmak için yapay bir motivasyona ihtiyaç bile olmayabilir.

Öte yandan şurası önemli: Yandex ardı ardına çıkardığı ürünler ve raporlar ile sürekli gündemde kalmayı sürdürüyor. Yerel tercihlere ve ürünlere odaklanarak pazara girmek geriden gelen bir oyuncu için çok doğru bir strateji. Özellikle panoramik harita ve müzik arama servisi Google Türkiye’de olmayan ürünler.

20 Eylül 2011: Yandex Türkiye’de
20 Ekim 2011: Yandex Haritalar
16 Kasım 2011: Yandex Haritalar iOS Uygulaması
14 Mart 2012: Yandex Metrica
23 Mart 2012: Yandex Müzik Servisi

Yandex’in sıcak denizlere inme politikası olarak da tanımlayabileceğimiz Türkiye hamlesinde ürünler özelinden ilk kullanıcıları (early adopters) yakalamanın ve orta vadede yüzde 10-15’lik pazar payına ulaşmanın ana hedef olduğu konuşuluyor. Bunun için de sürekli gündemde kalmayı ve harita ya da müzik servisi gibi ürünlerle farklılık yaratmayı amaçlıyorlar. Henüz kullanmamış olanlar için konuşuyorum: Panoramik harita servisini kullananların çok etkileneceğini, müzik servisiyle tanışanların ise çok şaşıracağına ve sevineceğine eminim.

Ama Yandex’in stratejisini yalnızca ürünler özelinde incelemek hata olur. Yandex Slav halkın olmadığı bir ülkede ilk kez faaliyet gösteriyor ve bu da şirketin özel bir çaba göstererek hem Türkiye’yi anlaması hem de anladığına dair uygulamada bulunma gerekliliği demek. Yani basitçe anlatmak gerekirse Yandex’in yerelleşmesi gerekiyor ve onlar da bunun farkında. Shiftdelete’in yaptığı haber tam da bu yerelleşme konusuna iyi bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Rus mühendisler, Türkiye’de Atatürk’ün ne kadar önemsendiğini biliyorlar ve bunun için özel çaba sarf ediyorlar.

Şimdi doğru soruya doğru cevap: Yandex, Google’ı geçemez ama hedefleri de zaten bu değil.

Yandex, Google’ın payından çalarak uzun vadede kazanç elde etmeyi istiyor ve kendi ülkelerindeki liderlikleri ile Ukrayna, Belarus ve Kazakistan’daki varlıklarına bir de bölgenin önemli ülkesi olan Türkiye’yi ekliyor. Unutmayalım, büyümek yalnızca pazarın lideri olmayı gerektirmez. O yüzden dünya tersine dönmezse en azından 10 yıl içinde pazar lideri olamayacağı yeni bir ülkeye yani Türkiye’ye girişini “sabırla büyüme” açısından incelemek gerekiyor.

Yazının içine yerleştirerek arada kaynamasını istemediğim iki şık iş ile satırlarımı sonlandırmak istiyorum.

İlki Yandex’in Türkiye için yayınladığı reklama, Bobiler’den tolga_akbas’ın yaptığı monte. Bu monte ve gördüğü ilgi bile Yandex’in Türkiye’de görmezden gelinmediğinin ve gelinemeyeceğinin ispatıdır.

İkincisi ise benim gibi yurt dışında yaşayan ya da günlük koşturmacası içinde İstanbul’a hak ettiği ilgiyi gösteremeyen ve özlem içinde olanlar için Yandex’in panoramik harita hizmetinden İstanbul manzarası. Bu ufak, minik, küçücük detay bile benim, yani bir early adopter’ın Yandex’i gülümseyerek değerlendirmesini sağlıyor.

İşim internet yayıncılığı, içerik yönetimi, içerik pazarlaması ve dijital iletişim.

Görüşlerinizle katkıda bulunabilirsiniz

*

7 yorum

  1. Güzel bir değerlendirme. Yandex tarafından baktığımda bana oldukça olumlu geliyor. İlk başta beğenmesemde 2-3 kullanımdan sonra fikirlerim çok değişti. Yandex’ in Türkiye’ de parlayacağı gün reklam ağını Türkiye’ ye açtığı gün olacaktır. O günü bekliyorum sabırsızlıkla…

  2. Batuhan Apaydin

    Yandex’in Türkiye’deki geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum, senin de dediğin gibi reklam ağı Google’ın reklam ağlarına iyi bir alternatif oluşturucak. Sırf yeni olduğu için bile fırsatlar yaratılabilir.

  3. Yandex’in atacağı adımlar bizler için çok önemli. Fakat çok basit bir şekilde yönetiliyor. Özellikle arayüz tasarımları konusunda çok ciddi sorunları var. Kurumsal bir firma gibi davranmıyorlar kanımca.
    Yani yeraltı web ajansları olurya, yazılımı,tasarımı, arayüz kodlamasını, herşeyini bir kişinin başına verip, iş sonucunda ortaya kalitesiz bir iş çıkar. Aynen o şekilde çalışıyorlar.

    Fakat reklam sektörüne girerlerse çok iyi olacağını düşünüyorum. Adsense ve Adwords Türkiye pazarını hiç ciddiye almıyor çünkü kendisine bir alternatif yok. Türk yayıncılara komik rakamlar ödüyor. Eğer Yandex bu sektöre ciddi bir şekilde giriş yapar ve yayıncıları mutlu ederse, buradan büyük bir pay kazanacağını ve rekabeti arttıracağını düşünüyorum. Tek beklentim bu.

  4. nursena ışık

    bence abuksubuk şeyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy

  5. nursena ışık

    bence çok bet yazmışşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş